9 Mart 2010 Salı

Hiç yanılmayan bir iç sesim var ve ben onu dinlemeyi reddediyorum inatla. Bir yanlışlık var acele etme derse o an karar veriyorum mesela, deneyip görelim derse de kestirip atıyorum. Yanıldığımı kabul etmemek için o yanlışı yapmaya devam edebilecek kadar da inatcıyım üstelik. Ağır çekimde yaklaşan bir topu dünyanın en güzel manzarasını izler gibi izleyip, durumu top suratında patlayınca algılamak gibi benimki.

8 Mart 2010 Pazartesi

Mutsuz oldugum bir gündü anneme beni ne kadar seviyorsun diye sordum bir kagıt bir de kalem cıkardı kagıda belli belirsiz bir nokta yaptı işte bu kadar dedi. Ve ben tüm mutsuzlugumu unuttum.

Yine mutsuzum ve nokta kadar sevilmek mutsuzlugumu unutturur mu bilmiyorum.

4 Mart 2010 Perşembe

click.

I wouldn't like a button that works but not clicks.