31 Mart 2009 Salı

seviyorum.



kışın tab edilen filmden çıkan yaz fotograflarını..

eski bir kitaba düşülmüş notları..

cepte kalmış biletleri

seviyorum.

unutkanım

ve unutkan olmayı da seviyorum.

yoksa nasıl basarabilirdi hayat küçük süprizler yapmayı...

6 Mart 2009 Cuma

It's never too late.. for a balloon..




Hiç başucu kitabım olmadı.
Hiçbir kitaba güvenemedim başucu kitabım olacak kadar. Zamanında beni heyecanlandırmış, şaşırtmış, ağlatmış ve hatta korkutmuş şeylerin bugün, şu an hiçbir his yaratmama olasılığından korkuyorum çünkü. Hala en sevdiğim film 10 küsur yaşında izlediğim "ayı" en sevdiğim kitapsa yine aynı yaşlarda okuduğum "sineklerin tanrısı".
Herşeyin garip bir merak uyandırdığı, küçük şeylerin büyük etkiler yarattığı 10 küsurlü yaşlarda bıraktığım şeyler... Ne kadar istesem de yeniden okumayı/izlemeyi/görmeyi göze alamadığım kitaplar filmler yerler...
Çocukça biliyorum ama sorun da bu ya zaten; büyümekten korkuyorum; 24 yaşındayım ve büyümekten korkuyorum.

Büyümekten daha fazla korkmadığım zaman -60lı 70li yaşlarımda belki?- yeniden ziyaret edebilirim 10küsur yaşımda bıraktıklarımı. Evet belki bir liste yapar ve korkusuzca 10 küsur yaşındaki benin kapısını çalarım. Hala en sevdiğim filmin "ayı" ya da en sevdiğim kitabın "sineklerin tanrısı" olduğunu görürsem biraz da sevinirim belki.
Büyümediğime.